<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dijital Hukuk Akademisi</title>
	<atom:link href="https://dijitalhukukakademisi.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://dijitalhukukakademisi.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 03 Apr 2024 10:46:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>

<image>
	<url>https://dijitalhukukakademisi.com/wp-content/uploads/2023/10/cropped-512x512-2-32x32.png</url>
	<title>Dijital Hukuk Akademisi</title>
	<link>https://dijitalhukukakademisi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davası</title>
		<link>https://dijitalhukukakademisi.com/ihtiyac-nedeniyle-tahliye-davasi/</link>
					<comments>https://dijitalhukukakademisi.com/ihtiyac-nedeniyle-tahliye-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Stj. Av. Seda Karaaslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Apr 2024 10:46:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kira Uyuşmazlığı]]></category>
		<category><![CDATA[arabuluculuk]]></category>
		<category><![CDATA[ev sahibi]]></category>
		<category><![CDATA[evden çıkartmak]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyaç nedeniyle tahliye]]></category>
		<category><![CDATA[kiracı]]></category>
		<category><![CDATA[kiracı hakları]]></category>
		<category><![CDATA[tahliye davası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dijitalhukukakademisi.com/?p=21950</guid>

					<description><![CDATA[Ülkemizde bazı insanlar kendisine ait konutta ikamet ederken bazıları ise bir konutun, mülkün veya herhangi bir şeyin belli bir bedel karşılığında, bir süre için sahibi tarafından başkasına verilmesi anlamına gelen kira ilişkisiyle hayatlarını idame ettirmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda &#8230; ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde bazı insanlar kendisine ait konutta ikamet ederken bazıları ise bir konutun, mülkün veya herhangi bir şeyin belli bir bedel karşılığında, bir süre için sahibi tarafından başkasına verilmesi anlamına gelen kira ilişkisiyle hayatlarını idame ettirmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda Kira sözleşmesine ilişkin hükümler düzenlenmiştir. Bu makalede, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunundaki konut gereksinimi sebebiyle tahliye konusu mülga 6570 sayılı Kanunun 7.maddesinde hüküm altına alınan konut ihtiyacı nedeniyle tahliye konusu incelenecektir.</p>
<p>İhtiyaç nedeniyle tahliye davası kısaca, TBK madde 350-351 vd. hükümleri uyarınca belirli şartlar dahilinde kiracının tahliye edilmesine yönelik dava türüdür. Bu dava türünde en önemli husus ihtiyacın gerçek ve samimi olduğunun dava aşamasında davacı tarafından ispatlanmasıdır. Davacı ihtiyacın varlığını her türlü hukuka uygun delille ispat edebilir.</p>
<p>İhtiyaç nedeniyle tahliye davası: Kiraya Verenin Kendisinin Kirada Olması, Yeni Malikin Gereksinimi Nedeniyle Tahliye Davası, Kiralananın Yeniden İnşası, İmarı Amacıyla İhtiyaç Sebebiyle Tahliye Davası, Kiraya Verenin Eşi, Altsoyu, Üstsoyu ve Kanun Gereği Bakmakla Yükümlü Olduğu Kişilerin Konut İhtiyacı, gibi nedenlerle açılabilir.</p>
<p>İhtiyaç nedeniyle tahliye davasının şartları Türk Borçlar Kanunu m. 350 hükmünde sayılmıştır. Buna göre, ihtiyaç nedeniyle tahliye davasının açılarak kiralanan taşınmazdan kiracının tahliyesinin gerçekleştirilebilmesi için üç şart bir arada gerçekleşmelidir. <em>İhtiyaç olmalıdır. <strong>Gerçek, zorunlu ve samimi bir ihtiyaç olmalıdır.</strong> 1 ay içerisinde açılmalıdır.</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>İHTİYAÇ OLMASI</em></p>
<p>Konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinin ihtiyaç nedeniyle tahliye davası yoluyla sona erdirilebilmesi için kiraya veren tarafından öne sürülen ihtiyacın zorunlu, gerçek ve samimi olması gerekir. İhtiyacın varlığını tespit etme yetkisi hakimdedir. Bu bağlamda takdir yetkisi bulunan hakim; ihtiyaç iddiasında bulunan kiraya verenin hayat tarzını, hayat tarzına bağlı olarak ortaya çıkan ihtiyaçları, toplumsal ve ekonomik durumu ve içinde bulunulan diğer şartları dikkate almalıdır.</p>
<p>Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2017/3971 E. 2017/12019 Kararında; Toplanan delillerden, dinlenen tanık beyanlarından davacının ihtiyaçlı oğlunun bir işinin bulunmadığı gibi davacıya ait diğer taşınmazların da boş olmadığı anlaşıldığından dosya kapsamı itibariyle ihtiyaç iddiası kanıtlanmış olup bu durumda ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunu nitelendirmiştir.</p>
<p>Yargıtay kararında da yer aldığı üzere kanunda sayılan kişilerin işsiz ve boşta olması konut ya da iş yeri ihtiyacının zorunlu ve ciddi olduğuna dair bir karinedir. Konutlarda kiraya veren kendisinin, eşinin, alt/üst soyundan herhangi birinin ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin; kirada olması, oturdukları evin kiralanan eve kıyasla rutubetli, asansörsüz, yüksek katta, kiracının elindekinden daha küçük ya da kullanışsız olması, kiracının oturduğu yerin sağlık bakımından daha yararlı olması olağan konut ihtiyacı zorunlu gerekçelerden sayılmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>İHTİYACIN GERÇEK VE SAMİMİ OLMASI</em></p>
<p>Kiralananın ihtiyaç nedeniyle tahliyesini talep eden taraf dürüstlük kuralına uygun davranmalıdır. İhtiyacında samimi ve gerçekçi olmalıdır.  Örneğin: Kiraya veren, kiralanan taşınmazı daha yüksek bir kira bedeliyle başkasına kiralamak niyetindeyse, kiralanan taşınmazı satabilmek veya kiracıdan kurtulma bahanesiyle hareket etmesi gibi nedenler hakim tarafından ihtiyaç sebebi olarak değerlendirilmez.</p>
<p>İhtiyacının gerçek ve samimi olmasının yanında <strong>ihtiyacın gerçekleşmiş olması ve devamlılık arz etmesi gerekir.</strong> Örneğin, kiraya verenin çocuğunun kiralananın bulunduğu şehirde üniversiteye başlayacağının kesinleşmesi ve bunun ispatlanması ihtiyacın gerçekleşmiş olduğunu gösterir. Nitekim, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi,1990/586 Esas,30/01/1990 Tarih ve 1990/895 sayılı Kararında; Davacının kiralananı satın aldığını, Almanya’dan döndüğünde burada baldızı ile ortak tuhafiyecilik işi yapacağını, ileri sürerek yerin tahliyesini istemesinde, davacı tanıkların da davacının Almanya’da çalışmakta olduğunu, dönme hazırlığı içinde bulunduğunu, döndüğünde tuhafiyecilik yapacağını bildirmiş olmaları üzerine, yurt dışında oturan ve orada işini sürdüren bir kişinin henüz yurt dışından kesin dönüşü gerçekleşmediğinden, bu durumda Türkiye’de bir iş yerine ihtiyacı olmasını, mevcut olmayan ve henüz doğmayan bir ihtiyaç olduğundan gerçekçi bir ihtiyaç olarak nitelendirmemiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>1 AY İÇERİSİNDE AÇILMALIDIR</em></p>
<p>Kiralayanın ileri süreceği nedenlerle kiralayanın açacağı tahliye davalarında davanın açılabilme süresiyle ilgili düzenlemeler, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu md.350/2 ve md.351’de yerini bulmuştur. TBK. md. 350/2’ye göre, kiralayana konut ihtiyacına dayalı olarak tahliye davası belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde kiraya ilişkin genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açma imkanı getirilmiştir. Sonuç olarak kanun koyucu, konut ihtiyacına dayalı tahliye davalarında dava açılabilme süresinin kira sözleşmesinin belirli süreli ya da belirsiz süreli olması haline göre ikili bir ayrımla hüküm altına almıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>İHTİYAÇ NEDENİYLE TAHLİYE İÇİN İHTAR ZORUNLU MU?</em></p>
<p>İhtiyaç nedeniyle tahliye için bazı durumlarda ihtarname gönderme zorunluluğu söz konusudur. Örneğin yeni malikin açacağı ihtiyaç (gereksinim) nedeniyle tahliye davasında taşınmazı edinme tarihinden itibaren bir ay içerisinde kiracıya yazılı ihtarda bulunma zorunluluğu söz konusudur. Aynı şekilde, belirsiz süreli kira sözleşmelerinde üç aylık fesih bildirim süreleri içerisinde ihtar gönderme şartı bulunmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>KİMLER İHTİYAÇ NEDENİYLE TAHLİYE DAVASI AÇABİLİR/GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME NERESİDİR?</em></p>
<p>Söz konusu ihtiyaç sadece malikle sınırlandırılmamıştır. Ev sahibi; eşi, altsoyu, üstsoyu ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin ihtiyacı nedeniyle de tahliye davası açma hakkına sahiptir. Kiraya verenin, kanunda belirtilen kişiler dışındaki kişilerin ihtiyacına dayanarak ihtiyaç nedeniyle kiracının tahliyesini istemesi mümkün değildir.</p>
<p>İhtiyaç nedeniyle tahliye davası açılabilmesi için kiraya verenin malik olması gerekmez. <strong>Kiralananda intifa hakkı elde eden kişi de ihtiyaç nedeniyle kiralananın tahliyesini talep edebilir.</strong> Zira kiralananı kullanma ve kiralanandan yararlanma hakkı veren intifa hakkını elde eden kişi, malik gibi tahliye davası açabilir.</p>
<p>Kiralanan paylı mülkiyete konu ise ihtiyaç sebebiyle tahliye davası pay ve paydaş çoğunluğuyla açılabilir. Kiralanan el birliğiyle mülkiyete konu ise davanın bütün ortakların katılımıyla açılması veya bir ortak tarafından açılan davaya diğer ortakların tamamının katılmaları gerekir.</p>
<p>İhtiyaç nedeniyle tahliye davalarında görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi, yetkili mahkeme ise kiralanan taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.</p>
<p>Özetle; Kiraya veren, Yeni malik, İntifa hakkı sahibi tarafından davaya konu taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi olan Sulh Hukuk Mahkemelerinde ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açılabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>YENİ MALİKİN GEREKSİNİMİ NEDENİYLE TAHLİYE DAVASI</em></p>
<p>Kira ilişkisi devam ederken taşınmazın el değiştirmesiyle birlikte yeni malik kira sözleşmesinin tarafı olur. Bu durumda da yeni malik ihtiyaç nedeniyle taşınmazın tahliye edilmesini talep edebilir. Yeni malik, kiralananı edinme tarihinden itibaren 1 ay içinde kiracıya ihtarname göndererek ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilir. Yeni malik, ihtarname şartına uyduğu takdirde 6 ay içinde dava açma hakkına sahiptir. Yeni malik dilerse gereksinim sebebiyle sözleşmeyi sona erdirme hakkını, sözleşme süresinin bitiminden başlayarak bir ay içinde açacağı dava yoluyla da kullanabilir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><em>YENİDEN KİRALAMA YASAĞI</em></p>
<p>Konut ihtiyacı en temel gereksinim ve haklardan biridir. Bu nedenle kanun kötü niyetli kişilere karşı tedbir olarak keyfi tahliyeleri ve bundan kaynaklanan mağduriyetleri önlemek için bir takım düzenlemeler getirmiştir.</p>
<p>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun ‘’Yeniden Kiralama Yasağı’’ başlıklı 355. Maddesi uyarınca; kiraya veren, gereksinim amacıyla kiralananı boşaltmasını sağladığında, haklı sebep olmaksızın, kiralananı üç yıl geçmedikçe eski kiracısından başkasına kiralayamaz. Aynı şekilde yeniden inşa ve imar amacıyla boşaltılması sağlanan taşınmazlar, eski hali ile, haklı sebep olmaksızın üç yıl geçmedikçe başkasına kiralanamaz. Eski kiracının, yeniden inşa ve imarı gerçekleştirilen taşınmazları, yeni durumu ve yeni kira bedeli ile kiralama konusunda öncelik hakkı vardır. Bu hakkın, kiraya verenin yapacağı yazılı bildirimi izleyen bir ay içinde kullanılması gerekir; bu öncelik hakkı sona ermedikçe, taşınmaz üç yıl geçmeden başkasına kiralanamaz.</p>
<p>Kiraya veren, bu hükümlere aykırı davrandığı taktirde, eski kiracısına son kira yılında ödenmiş olan bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat ödemekle yükümlüdür.</p>
<p>Kiracının, kiraya verenin ihtiyaç sebebine dayalı ihtarnamesi üzerine yahut kendisine karşı açılan ihtiyaç sebebiyle tahliye davası sırasında yahut mahkeme tarafından verilen karar üzerine, cebri icrayı beklemeksizin kiralananı boşaltmış ise,<strong> kiraya veren yeniden kiralama yasağına uymasa dahi kiracı tazminat hakkı elde edemez</strong>. Nitekim Yargıtay&#8217;ın süreklilik kazanan içtihatları gereğince, ihtiyaç sebebiyle tahliye cebren icra edilmedikçe kiracının, yeniden kiralama yasağına uyulmamasına dayalı olarak kiraya verenden tazminat talep edebilmesi mümkün değildir.</p>
<p>Yani; Kiracı, tahliye davası sonucunda tahliye edilmiş olmalıdır. Bu çok önemli bir husustur. Kendisine yapılan sözlü veya yazılı ihtar nedeniyle dava açılmaksızın kiralanan taşınmazı tahliye eden kiracılar tarafından açılmış olan bu tip tazminat davalarının kabul edilmeyeceğine dair kararlar mevcuttur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>İHTİYAÇ NEDENİYLE TAHLİYE DAVASINDA DAVA ŞARTI ARABULUCULUK</em></p>
<p>01.09.2023 tarihine kadar ihtiyaç nedeniyle tahliye davalarına ilişkin olarak zorunlu olmayan arabuluculuk müessesesi, 5 Nisan 2023 tarihli Resmi Gazete&#8217;de yayınlanan 7445 sayılı Kanunun 37. maddesi ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu&#8217;nda yapılan değişiklik ile dava şartı haline getirilmiştir. Bunun sonucu olarak: 1 Eylül 2023 tarihinden sonra açılacak olan tüm ihtiyaç nedeniyle davaları öncesinde arabulucuya başvurulması ve arabuluculuk sürecinin yürütülmesi zorunlu hale getirilmiştir. Dolayısıyla 1 Eylül 2023 tarihi sonrasında açılacak olan ihtiyaç nedeniyle tahliye davalarında mutlaka dava açılışı öncesinde arabuluculuk süreci yürütülmelidir, aksi takdirde arabuluculuk süreci yürütülmeksizin ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açılması durumunda, açılan bu davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi söz konusu olacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>KAYNAKÇA</strong></p>
<ul>
<li>6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu: <a href="https://mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6098.pdf">https://mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6098.pdf</a></li>
<li>Avukatın Özel El Kitabı, Platon Hukuk, İstanbul, 2023</li>
<li>Yargıtay 3. Hukuk Dairesi <em>2017/3971 E.  2017/12019 K.</em> , Yargıtay 6. Hukuk Dairesi <em>1990/586 E. 1990/895 K.</em></li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dijitalhukukakademisi.com/ihtiyac-nedeniyle-tahliye-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Arabuluculukta Ücret ve Masrafları İstenmesi</title>
		<link>https://dijitalhukukakademisi.com/arabuluculukta-ucret-ve-masraflarin-istenmesi/</link>
					<comments>https://dijitalhukukakademisi.com/arabuluculukta-ucret-ve-masraflarin-istenmesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Harun Uyanıkoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jan 2024 05:08:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arabuluculuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://harunuyanikoglu.av.tr/?p=1105</guid>

					<description><![CDATA[22.06.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (HUAK) ve sonrasında 2013’te yürürlüğe giren Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği (Yönetmelik) hükümlerine uygun şekilde, ilk arabulucular sicile kaydedilmiştir. Dolayısıyla, mevzuat hükümlerine uygun şekilde arabulucuların sicile kaydolmasıyla arabuluculuk, ülkemizde bir &#8230; ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>22.06.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6325 sayılı <strong>Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu</strong> (HUAK) ve sonrasında 2013’te yürürlüğe giren Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği (Yönetmelik) hükümlerine uygun şekilde, ilk arabulucular sicile kaydedilmiştir. Dolayısıyla, mevzuat hükümlerine uygun şekilde arabulucuların sicile kaydolmasıyla arabuluculuk, ülkemizde bir &#8220;<em>alternatif uyuşmazlık çözümü</em>&#8221; yolu olarak uygulanmaya başlamıştır.</p>
<p>İlk zamanlar sadece isteğe bağlı olarak uygulanan arabuluculuk faaliyetleri, daha sonra Adalet Bakanlığının düzenlemeleri kapsamında, 1 Ocak 2018 tarihinden itibaren, işçi ve işveren uyuşmazlıklarında dava şartı haline gelmiştir. İş hukukunda başlayan dava şartı süreçleri sonrasında da uygulama örnekleri hızla artmıştır. Devam eden süreçte ise, dava şartı kapsamındaki uyuşmazlık türleri arttırılmış ve bu artış ile birlikte, arabuluculuk kurumunda en önemli hususlardan biri olan “<strong>Arabuluculuk Ücreti</strong>” daha fazla konuşulur hale gelmiştir.</p>
<p>Uygulamada, “<strong>Arabuluculuk Ücreti</strong>”nin bir kısım arabulucular tarafından Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin altında alındığı ve tarafların “Arabuluculuk Ücreti’’ ödememek için haricen anlaşmalar yaptığı yönünde iddialar ortaya atılmaya başlamıştır. Bu nedenle, bu konula ilgili olarak Arabuluculuk Daire Başkanlığına şikayetler yapılmaktadır. Halbuki arabuluculuk süreci, taraflar arasındaki anlaşmazlıkların çözümü için etkili ve verimli bir yöntemdir ve bu yöntemde her ne kadar karar verici taraflar olsa da arabulucu etkin bir role sahiptir. Uzmanlık eğitimi almış tarafsız bir üçüncü kişi olan arabulucu, tarafları bir araya getirir ve iletişim sürecini yönlendirerek tarafların birbirlerini anlamalarını ve çözümlerini kendilerinin üretmelerini sağlar. Hatta, tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkması hâlinde, menfaat temelli bir çözüm önerisinde bulunur. Dolayısıyla, özgür ve aydınlanmış iradeleriyle, gönüllü ve baskı altında kalmadan tarafların karar vermelerine yardımcı olan arabulucu, yapmış olduğu faaliyet karşılığında ücret ve masraf isteme hakkına sahiptir. Bu sebeple Arabuluculuk Ücreti hem taraflar hem de arabulucular için çok önemli bir konudur.</p>
<p>Mevzuata göre, arabuluculuk faaliyeti ister anlaşma ile sonuçlansın, isterse anlaşmama ile sonuçlansın, arabulucunun, “faaliyetin yapılması nedeniyle ‘ücret’ ve hatta ‘ücret avansı’ isteme hakkı” bulunmaktadır (HUAK Madde 7; Yönetmelik Madde 9; Türkiye Arabulucular Etik Kuralları Madde 9).</p>
<p>Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan Arabuluculuk Daire Başkanlığının görevleri arasında, Yıllık Arabuluculuk Asgarî Ücret Tarifesini hazırlama görevi bulunmaktadır (HUAK m. 30, 1/ı). Buna bağlı olarak, Resmî Gazete Sayısı 32414 olan, 29 Aralık 2023 tarihli, 2024 Yılı Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi (Tarife) yayımlanmıştır. Tarifenin, m. 1/2 hükmü uyarınca da: &#8220;Bu Tarifede belirlenen ücretlerin altında arabuluculuk ücreti kararlaştırılamaz. Aksine yapılan sözleşmelerin ücrete ilişkin hükümleri geçersiz olup, ücrete ilişkin olarak bu Tarife hükümleri uygulanır.&#8221; Bu durumda, Tarifede belirlenen ücretlerin altında arabuluculuk ücreti kararlaştırılamayacağına göre, arabulucunun ücret alması, bir hak olmasının yanı sıra; aynı zamanda bir yükümlülüktür.</p>
<p>Ayrıca arabulucunun, arabuluculuk ücreti ile ilgili olarak, Türkiye Arabulucular Etik Kurallarının (Etik Kurallar) ilgili hükümlerine uygun hareket etme yükümlülüğü de bulunmaktadır.</p>
<p>Buna göre:<br />
<strong>1. Etik Kurallar &#8211; Kendi Kararını Verme Hakkı &#8211; Madde 2 &#8211; Fıkra 5</strong>: Arabulucu, daha yüksek bir anlaşma bedeli veya arabuluculuk ücreti sağlamak amacıyla, taraflardan herhangi birinin kendi kararını verme hakkına etki etmemelidir.</p>
<p><strong>2. Etik Kurallar &#8211; Unvan Kullanımı, Reklam ve Tanıtım &#8211; Madde 8 – Fıkra 3</strong>: Arabulucu, reklam ve tanıtım yaparken dürüstlük kuralına uygun bir tutum ve davranış sergilemelidir. Arabulucunun, kendi nitelikleri, tecrübesi, hizmetleri ve ücreti konusunda vereceği bilgiler doğru olmalıdır.</p>
<p><strong>3. Etik Kurallar &#8211; Ücret ve Diğer Masraflar &#8211; Madde 9:</strong></p>
<p><strong>a. Fıkra 1:</strong> Arabulucu yapmış olduğu faaliyet karşılığı ücret ve masrafları isteme hakkına sahiptir. Keza, ücret ve masraflar için avans da talep edebilir.</p>
<p><strong>b. Fıkra 2:</strong> Arabulucu, arabuluculuk ücreti ve arabuluculuk süreciyle ilgili olarak ortaya çıkabilecek diğer masraflar hakkında, arabulucu olarak atanmasını müteakip mümkün olan en kısa sürede tarafları bilgilendirmelidir.</p>
<p><strong>c. Fıkra 3:</strong> Arabulucu, arabuluculuk süreci başlamadan önce, arabuluculuk ücreti ve masraflarıyla ilgili olarak tarafların bir anlaşma yapmalarını sağlamalıdır.</p>
<p><strong>d. Fıkra 4:</strong> Arabulucu, ücretini belirlerken; kendi niteliklerini, uyuşmazlığın niteliğini ve karmaşıklığını, arabuluculuk sürecinde gereken süreyi ve tüm diğer etkenleri dikkate almak, asgari ücret tarifesinin altında olmamak ve hak arama hürriyetini engellememek koşuluyla, hakkaniyete ve dürüstlüğe uygun bir şekilde hareket etmelidir.</p>
<p><strong>e. Fıkra 5:</strong> Arabulucu, tarafların kendi aralarında eşit olmayan miktarda ücret ödemesini kabul ettiği hâllerde; tarafsızlığından ödün vermemeli, fazla ücret vereni diğerine göre üstün tutacak tutum ve davranışlarda bulunmamalıdır.<br />
Arabuluculara İlişkin Avrupa Etik Kurallarına göre de arabulucu göreve başlamadan önce, tarafların ücret konusunda bir karar almalarını sağlamalıdır. Düzenlemeye göre: “Arabulucunun ücrete ilişkin ilkeleri taraflarca kabul edilmeden; arabulucu, arabuluculuğu kabul etmemelidir.”<br />
Masraf ve avansların konusu; arabulucunun faaliyete başlamadan önce hazırlık aşamasında yapacağı ve/veya faaliyet sonrası yapacağı; ulaşım, konaklama, toplantı salonu kiralama, ikram ve kırtasiye giderleri gibi giderler olabilir. Bununla beraber, Tarife m. 2/4 gereği: &#8220;Arabulucu, dava şartı arabuluculuk sürecinde taraflardan masraf isteyemez.&#8221;</p>
<p>Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde:</p>
<p><strong>1.</strong> İhtiyari arabuluculuk faaliyeti ile ilgili olarak arabulucu:</p>
<p><strong>a.</strong> Arabuluculuk ücreti konusunda mevzuatta yazan hükümlerden farklı bir belirleme yapılacaksa, arabuluculuk süreci başlamadan önce veya en uygun zamanda; ücretin hangi oranlarda üstlenildiği ve ödeme zamanı konularında, taraflarla bir anlaşma yapılmasını sağlamalıdır.</p>
<p><strong>b.</strong> Masraf yapılmasını gerektiren bir husus olduğu zaman, masraf yapmadan önce; masrafların hangi oranlarda karşılanacağı ve ödeme zamanı konularında, taraflarla bir anlaşma yapılmasını sağlamalıdır.</p>
<p><strong>2.</strong> Dava şartına tabi bir uyuşmazlıklarda, tarafların anlaşması halinde ya da Yönetmeliğin 26. maddesinin 2. fıkrasına göre yapılacak ödemelerde; taraflarca yapılacak ödemenin farklı oranlarda yapılması kararlaştırılmışsa, bu kararın verilmesinden sonra en uygun zamanda; ücretin hangi oranlarda üstlenildiği ve ödeme zamanı konularında, taraflarla bir anlaşma yapılmasını sağlamalıdır.</p>
<p>Bilindiği üzere, arabuluculuk faaliyetinin başında, arabulucunun; arabuluculuğun esasları, sürecin niteliği ve hukuki sonuçları hakkında, şahsen ve gerektiği gibi tarafları aydınlatma yükümlülüğü vardır (HUAK m. 11; Yönetmelik m. 13). Çalışmanın bu bölümünde ise, arabulucunun; arabuluculuk süreci başlamadan önce, arabuluculuk ücreti ve masraflarıyla ilgili olarak tarafların bir anlaşma yapmalarını sağlama yükümlülüğünden bahsedilmiştir. Görüleceği üzere, arabulucuya ücret ve masraflar konusunda verilen yükümlülük, arabulucunun aydınlatma yükümlülüğünün bir uzantısıdır. Bu yükümlülükler, arabulucuların tarafsızlığı ve arabuluculuk sürecinin adil bir şekilde yürütülmesi için önem arz eder.</p>
<p>Sonuç olarak, görevini özenle, tarafsız bir biçimde ve şahsen yerine getirmekle yükümlü olan arabulucu; sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkması hâlinde çözüm önerisi de getirebilen, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişidir. Bu kapsamda, arabuluculuk faaliyeti sırasında tarafların haklarını koruyan, arabuluculuk faaliyetinin usulüne uygun yürütülmesini sağlayan ve arabuluculuk faaliyetinin sonucunu tutanağa bağlamakla yükümlü olan arabulucu; mevzuattaki sınırlamaları dikkate alarak ücret ve masraf isteme hakkında sahiptir.</p>
<p>Ayrıca, önemi nedeniyle tekrar etmek gerekirse; Tarifenin m. 1/2 hükmü uyarınca, Tarifede belirlenen ücretlerin altında arabuluculuk ücreti kararlaştırılamayacağına göre; arabulucunun ücret alması, bir hak olmasının yanı sıra, aynı zamanda bir yükümlülüktür. Bu nedenle arabulucu; arabuluculuk süreci başlamadan önce, arabuluculuk ücreti ve masraflarıyla ilgili olarak tarafların bir anlaşma yapmalarını sağlamalı ve mevzuata uygun şekilde, sarf ettiği emeğinin karşılığını almalıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>KAYNAKÇA</strong></p>
<ul>
<li>6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu; <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6325.pdf">https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6325.pdf</a>., Erişim tarihi: Ocak 2024.</li>
<li>Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği; https://adb.adalet.gov.tr/Resimler/SayfaDokuman/30120221536271.pdf., Erişim tarihi: Ocak 2024.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dijitalhukukakademisi.com/arabuluculukta-ucret-ve-masraflarin-istenmesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İİK 89/3 Maddesine Göre Açılan Menfi̇ Tespit Davaları ve Takibin Durdurulması Sorunu</title>
		<link>https://dijitalhukukakademisi.com/i%cc%87ik-89-3-maddesine-gore-acilan-menfi%cc%87-tespit-davalari-ve-takibin-durdurulmasi-sorunu/</link>
					<comments>https://dijitalhukukakademisi.com/i%cc%87ik-89-3-maddesine-gore-acilan-menfi%cc%87-tespit-davalari-ve-takibin-durdurulmasi-sorunu/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Harun Uyanıkoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Apr 2022 22:36:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İcra ve İflas Kanunu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://harunuyanikoglu.av.tr/?p=1011</guid>

					<description><![CDATA[İİK 89 maddesine göre 89/1 ihbarnamesini tebliğ alan üçüncü şahıs 7 gün içinde itiraz etmez ise mal elinde sayılır veya borçlu kabul edilir. 89/1 ihbarnamesine itiraz etmeyen üçüncü şahsa bu kez elinde sayılan malı teslim etmesi veya borcu ödemesi için   &#8230; ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İİK 89 maddesine göre 89/1 ihbarnamesini tebliğ alan üçüncü şahıs 7 gün içinde itiraz etmez ise mal elinde sayılır veya borçlu kabul edilir.</p>
<p>89/1 ihbarnamesine itiraz etmeyen üçüncü şahsa bu kez elinde sayılan malı teslim etmesi veya borcu ödemesi için   89/2 ihbarnamesi gönderilir. Bu ihbarnameye de 7 gün içinde itiraz etmeyen şahsın malı icra dairesine teslim etmesi veya borcu ödemesi gerekir.</p>
<p>89/2 ihbarnamesine itiraz etmeyen üçüncü şahsa bu kez   15 gün içinde malı teslim etmesi ve borcu ödemesi için 89/3 ihbarnamesi gönderilir. Bu ihbarnamede 20 gün içinde menfi tespit davası açtığını belgeleyip icra dairesine sunar ve talep eder ise takibin icra müdürlüğünce durdurulacağı bildirilir.</p>
<p>Uygulamada İİK 89/3 maddesine göre açılan davalarında takibin durdurulması taleplerinin İİK 72 maddesine göre açılan davalarla karıştırılmaktadır.</p>
<p>İİK 73. Maddesine göre iki tür menfi tespit davası açılabilir. Takipten önce açılan menfi tespit davalarında %15 teminat ile hâkim takibi durduracaktır. Takipten sonra açılan menfi tespit davalarında ise borcun tamamı icra dosyasına vezne edilir %15 teminat yatırılır ise ancak takip durdurulabilir. Aksi halde takip devam eder.</p>
<p>İİK 89/3 maddesine göre açılan menfi tespit davasında yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere üçüncü şahıs bu ihbarnamenin tebliğinden itibaren 15 gün içinde dava açar ve açtığını takibin açıldığı icra dairesine bildirir ise icra müdürü takibi durdurmalı dava sonuçlanıncaya kadar haciz taleplerini de reddetmelidir.  Bir kısım icra müdürlerimizin uygulamada İİK 73 maddesini gerekçe yaparak üçüncü şahısların takibin durdurma taleplerini reddettikleri görülmektedir. Bu işleme karşı icra hukuk mahkemelerine yapılan şikayetler dahi aynı gerekçeler ile reddedilmektedir. Alınan her iki karar İİK 89/3 fıkrası karşısında hatalı ve kanuna aykırıdır. Borç ile ilgisi olmadığını ileride ispat etmesi halinde borç ile ilgisi olmayan üçüncü şahıs için ciddi bir mağduriyete neden olmaktadır. Tüm malvarlığı haczedilmekte bankalardaki hesaplarına haciz konulmakta ticari itibarı zedelenmektedir.  Yargıtay kararları da bu görüşümüzü desteklemektedir.</p>
<p>Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2016/26933 E., 2018/376 K., 22.1.2018 Karar tarihli ilamında &#8221; Somut olayda, şikayetçiye gönderilen, 89/3 haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihinin 02.04.2015 olarak düzeltildiği, şikayetçinin ise, takip alacaklıları aleyhine 06.04.2015 tarihinde &#8230; 14. Asliye Ticaret Mahkemesi&#8217;nin 2015/683 E. sayılı dosyasında menfi tespit davası açtığını 07.04.2015 tarihinde İcra Müdürlüğü&#8217;ne bildirdiği görülmüştür. Bu durumda, İİK&#8217;nun 89/3. maddesi uyarınca, 3. haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihine göre şikayetçi &#8230; Ltd. Şti. tarafından süresi içerisinde menfi tespit davası açılıp davanın açıldığının takip dosyasına bildirildiğine göre menfi tespit davası neticesinde verilen karar kesinleşene kadar takibin durdurulması gerektiğinden, takibin devamı ile şikayetçi aleyhine haciz işlemi yapılması Kanun&#8217;un açık hükmüne aykırılık teşkil etmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ E. 2016/28901 K. 2018/2282 T. 1.3.2018 ilamında </strong>dava; haciz işleminin iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; üçüncü haciz ihbarnamesi şikayetçi şirkete 02.04.2015 tarihinde tebliğ edilip, eldeki menfi tespit davası da 06.04.2015 günü açıldığına göre, yasal dava açma süresi geçmemiştir. Diğer bir ifade ile davacı üçüncü kişi, İcra ve İflas Kanunu&#8217;nun 89/3 maddesinde öngörülen 15 günlük yasal süre içerisinde davasını açarak, menfi tespit davası açma süresi içerisinde davayı açtığına dair belgeyi 20 günlük yasal süre içerisinde icra müdürlüğüne sunarak talepte bulunmuş ve talebi kabul edilmiştir. Sonrasında, anılan menfi tespit davasının 04.11.2015 tarihli kararına dayanılarak şikayetçi aleyhine tekrar haciz uygulaması usul ve yasaya aykırıdır. Kaldı ki, anılan menfi tespit davasında verilen söz konusu kararda, ihtiyati tedbir ve icranın durdurulması taleplerinin ilgili icra müdürlüğüne yapılması gerektiği de ifade olunmakla taleplerin reddedildiği açıktır. O halde, mahkemece şikâyetin kabulü gerekir.</p>
<p>İİK 89/3 ihbarnamesine göre dava açmadan önce 89/1 ve 89/2 ihbarnamelerinin tebligatlarının usulsüz olup olmadığının araştırılması gerekir. Usulsüz tebligatın varlığından kesin olarak emin iseniz icra hukuk mahkemesine bu ihbarnamelerin iptali için öğrendiğiniz tarihten itibaren 7 günlük süresi içinde ayrıca icra hukuk mahkemesine şikâyette bulunmak mümkündür. Açılacak menfi tespit davasında usulsüz tebligatın varlığından bahsedilmelidir.</p>
<p>İİK 89/3 maddesine göre açılacak menfi tespit davasında yetkili mahkeme takibin yapıldığı yerdeki asliye hukuk mahkemesidir. Menfi tespit davası kambiyo senedine dayanması halinde asliye ticaret mahkemeleri görevli olacaktır.</p>
<p>İİK 89/3 İhbarnamesine göre menfi tespit davası açan taraf bu davanın açılmasına kendisi neden olduğu için yargılama giderleri kendisi üzerinde bırakılacak lehine vekalet ücreti takdir edilmeyecektir. Ayrıca davanın reddi halinde yüzde yirmi tazminata mahkûm edilebilir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dijitalhukukakademisi.com/i%cc%87ik-89-3-maddesine-gore-acilan-menfi%cc%87-tespit-davalari-ve-takibin-durdurulmasi-sorunu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
